Ana içeriğe git

Rock-Metal Dutluğu

https://www.youtube.com/watch?v=LBgTiLMTlxo

Ayreon'un The Human Equation albümünün 11. şarkısı Love.

James Labrie'nin - Me
Heather Findlay'in - Love
İrene Jansen'ın - Passion
Magnus Ekwall'ın - Pride
Devon Graves'in - Agony
Mikael Akerfeldt'in - Fear
Marcela Bovie'nin - Wife
olduğu şarkı.

Albüm zaten baştan sona adeta opera :)
Müziğin yerinde dinlenmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Konser olabilir, arkadaş ortamı olabilir, sokak olabilir... Etkileşimin bulunduğu herhangi bir mecra... Evet, bir milyon kişi toplanıp Led Zeppelin'in kapısında her gün yatıp kalkmamız pek uygun olmayacaktır ama zaten bir müziğin/grubun/kişinin bu kadar ayrışması da pek tercih edilesi değil benim için. Güzellik her yerde yaratılıp her yerde algılanmalı; ayrışmamalı.

Zaman içinde arkadaşlarımdan, ortamımdan ayrı düştüm. Çeşitli sebeplerle toplumdan soyutlandım, müziğe doğrudan erişim imkanımı yitirdim. Ne onu icra edebildim ne de kendi akışı içerisinde dinleyebildim.

Bu noktada internet radyoları bir tür "ara yol" olarak çıktı karşıma. Algoritmaların döşediği ya da kişinin kendi istediği parçalardan ziyade, bir tür "etkileşim" içerisinde müziğe kapılma imkanı... Kabloların öte yanındaki her kimse onunla birlikte dinleme, tartışma, düşünme imkanı...

En çok takdir ettiğim, Düş'ü en çok hissettiğim parçalarla da bu radyolar sayesinde tanıştım. Aşağıdaki şarkı sanırım buna güzel bir örnek olacaktır.

Tımarhaneye tıkılmış bir zihin var bu şarkıda. İçten içe kaynayan bir ruh. Bir şeylerin yanlış olduğunu hisseden ama isimlendiremeyen, harekete geçmek için gerilen ama ne yöne fırlayacağını bilemeyen birisi. Ve, bir de ses... Geceleri ona fısıldayan, kabuslarını deşip neler olacağını anlatan... Tam bir deli işi.

Lakin, şarkıyı dinlerken o sese kulak verdiğimizde bir şeyi fark ediyoruz. Bir delinin canavarından çıkan bu sözler o kadar da yanlış değiller. Yüreğimizde yankılanan, aklımızdan geçen, bize doğru gibi gelen şeyler...

Tabii o radyo büyüsü bozulup parçayı sonradan dinlediğimde tüm bu atmosfer puf oldu gitti, ama şarkı hala güzel
"Madness or genius apart
We start it tomorrow"
\m/

https://youtu.be/xJSgS_mRy0Q
Channel Zero, 1990 yılında kurulmuş Belçikalı bir thrash metal grubu. Grubun günümüze kadar 7 albümü bulunuyor.

Modern thrash soundu olark beğendiğim gruplardan Channel Zero. 1996 çıkışlı Black Fuel albümlerini dinlemiştim ilk (tabi çıktığı gibi değil, seneler seneler sonra). Grup elemanlarını çok da iyi tanımıyorum açıkçası o yüzden bireysel olarak haklarında verebileceğim çok bilgi yok. Ama güzel bir grup yani :)

Grubun 5. albümü 2011 çıkışlı Feed 'Em with a Brick'ten In The City adlı şarkıyı ekledim:
https://www.youtube.com/watch?v=NYbOyZXiofg
Ceremonial Oath, 1991 yılında kurulan İsveçli bir melodik death metal grubu. Grubun günümüze kadar iki albümü bulunuyor.

Ceremonial Oath ile HammerFall üzerinden tanışmıştım zamanında. HammerFall'ın temellerini atmış olan Jesper Strömblad ve kurulduğu günden itibaren hala HammerFall'da olan Oscar Dronjak'ın ortak başka bir grubuydu. Günümüzde hala aktif oldukları söylense de en son bir release çıkardıklarında sene 1996 imiş :/. Jesper için birazcık In Flames'e ısınma turları gibi düşünülebilir grup. Her zaman inandığım bir önerme olarak Jesper'in elini sürdüğü hiçbir grup kötü iş yapmaz, bu yazılı olmayan bir kuraldır diyorum grup için. :)

1995 çıkışlı ikinci albümleri Carpet'dan Immortalized adlı şarkıyı ekledim.

https://www.youtube.com/watch?v=vq2zyfdsdk0